Bu adam kimseye fark ettirmeden gizlice stadyuma girdi. Bu anı uzun zamandır bekliyordu. Amacı, tribünlerin en üstünden en altına kadar bisikletiyle inmekti. Önce geçeceği rotayı inceledi, sonra da merdivenleri değil, hız kazanmak için seyirci koltuklarının arasını seçti. Ama hepsi bu kadarla kalmadı. Sahaya inmeyi başardıktan sonra bisikletiyle futbol oynamaya devam etti. Evet, yanlış duymadınız.
MotoGP sürücülerinin çoğunda bu yara izini fark etmek mümkün. Aslında bu, elit bir motosiklet yarışçısının savaş nişanıdır.
Bak bu çılgın adam son anda tüm işi berbat etti. Çünkü koca stadyumu boyaması gerekiyordu ve neredeyse her şey bitmişti. Sadece küçücük bir noktayı boyasa her şey tamamlanacaktı. Ama o küçük kısmı boyarken fark etmedi ki boyayı ayakkabılarına da bulaştırdı. Ve yere adımını atar atmaz zemin de o renge boyandı, bütün emek boşa gitti.
Bu kişiler fırsatı değerlendirip, Şampiyonlar Ligi’nin oynandığı sahadan bir parça çim çaldı. Ama mesele burada bitmedi, çünkü içlerinden birinin aklına parlak bir fikir geldi. Kendi bahçesinden biraz toprak aldı ve üzerine Şampiyonlar Ligi çimini yerleştirdi. Zamanla bu çim büyüdükçe, insanlara “Şampiyonlar Ligi çimi” olarak satabilecekti.
Bu adam parmağını çok hızlı bir şekilde hareket ettirmeye başladığında, ne güvenlik ne de seyirciler onun ne yaptığını anlayabildi, çünkü stadyumda flaşla yüzlerce video çekiliyor ama kimse böyle bir şey yapmıyor. Aslında o sadece stadyumun diğer ucundaki arkadaşıyla iletişim kuruyordu
Çin, bu eşsiz yarışı düzenleyen tek ülke. Dünyanın dört bir yanından milyonlarca insan bu yarışı izlemeye geliyor. Yarışta tek kişi değil, üç kişi bir sopaya tutunarak koşuyor. Üç kişinin uyum içinde koşması yıllar süren antrenman gerektiriyor. Kazananlar milyonların beğenisini topluyor!
Bu stadyumdaki taraftarlar, dev ekranlardan birinde nostaljik bir görüntü fark etti. Herkes bir anda logoya odaklanarak, eskiden olduğu gibi logonun köşeye çarpmasını beklemeye başladı. Ve o an geldiğinde verdikleri tepki gerçekten paha biçilemezdi!